Sana Bağlandım – Sylvia Day | Alıntılar | Entwined With You

entwined with youSylvia Day’in Doğan Kitap’tan çıkan Crossfire Üçlemesinin (gerçi artık bu serinin bir üçleme olmadığını düşünürsek bu isimde de değişiklik olacaktır – facebook sayfamda da duyurduğum gibi, geçtiğimiz hafta yazar bu konuda bir açıklama yaptı ve Sana Bağlandım’ın üçlemenin son kitabı olmayacağını bildirdi.) haziran ayında Amerika ile aynı anda çıkacak üçüncü kitabı Sana Bağlandım için, yazar kendi sayfasında alıntıları zaman zaman yayınlıyor. Ben bunların birikmesini bekliyordum ve kitabın çıkmasına yakın hazırlayayım diyordum. Ancak, geçen hafta bu konuda bir mesaj alınca, hızlandırayım dedim ve bu haftanın programına dahil ettim, en azından birkaç tanesini ;) keyifli okumalar…

* Çeviriler bana ait olup, kitaptaki anlatımlardan farklılıklar olabilir. Ayrıca, yazarın sayfasındaki bir notu da iletmek istiyorum; bu alıntılar kitabın editasyon sonrası yayımlanacağı halinde aynen yer almayabilir.

Alıntılar

“Söyle,” diyerek ikna etmeye çalıştım, yemin ettiği kelimeler yetersizdi, ihtiyacım vardı.

Kendini yukarı doğru kaldırdı ve bana baktı, nazikçe alnıma düşen saçlarımı geriye itti. Yutkundu.

Kendimi geriye doğru iterek, muhteşem şekilli dudaklarını yakaladım ve öptüm. “İlk ben söyleyeyim: Seni seviyorum.”

Gözlerini kapattı ve titredi. Kollarıyla beni sarmaladı ve sımsıkı tuttu; neredeyse nefes alamıyordum.”

“Seni seviyorum,” diye fısıldadı. “Çok fazla.”

Ateşli açıklaması içimde yankılandı. Yüzümü omzuna gömdüm ve ağladı.

“Melek.” Yumruğunu saçlarımın arasında sıktı.

Kafamı kaldırdım, ağzını ele geçirdim, öpücüğümüz tuzlu göz yaşlarımın tadını taşıyordu. Dudaklarım, onunkilerin üzerinde çaresizce gezindi, sanki her an yok olacakmış ve ben ona doyamayacakmışım gibi.

“Eva. İzin ver…” Yüzümü elleri arasına aldı, dili ağzımın derinliklerinde. “Seni sevmeme izin ver.”

“Lütfen,” diye fısıldadım, onu olduğu yerde tutmak için parmaklarımı ensesinde kenetleyerek. “Durma.”

 

black-divider-no-background-hi

fc7e3ba54f02452797fbedc63491e97eSertçe kaşlarını çatarak, önümde çömedi. “Kahretsin. Seni sıkı bir kontrol altında tutmaya çalıştığımı mı düşünüyorsun. Hafifletici sebepler vardı. Bağımsızlığın ile seni güvende tutmayı dengelemeye çalışmam konusunda bana biraz inanmalısın.

Vay be. Söyledikleri, sadece olayları olduğu gibi görmemi değil; aynı zamanda adeta kafama bir şey vurmuş ve biraz anlayışlı olmamı da sağlamıştı. “Anlıyorum.”

“Anladığını sanmıyorum. Bu” – sabırsızca kendini gösterdi – “sadece lanet olası bir kabul. Benim devam etmemi sağlayan sensin, Eva. Anlayabiliyor musun? Sen benim kalbim ve ruhumsun. Sana herhangi bir şey olursa, bu beni de öldürür. Seni güvende tutmam, kahrolası bir kendini koruma! Kendin için olması bile, buna benim için dayan.”

Aniden ona doğru atıldım, dengesini kaybetmesine ve arka üstü düşmesine neden olarak. Kalbim hızla atarken ve kanım kulaklarımda gürlerken, onu sert bir şekilde öptüm.

“Seni çok heyecanlandırmak istemem,” umutsuz öpücüklerim arasında mırıldandım, “ama bana fena vurulmuşsun.”

 

black-divider-no-background-hi

“Gerçekten, Gideon Cross bir kadını aklını kaybedecek şekilde becermek için tasarlamış.”  ~ Eva Tramell

 

black-divider-no-background-hi

Yavaşça dönerek, elimi kafamın altına koydum ve yatağımı onurlandıran bu yıkılmış adamı inceledim. Kolları yastığının etrafına sarılmış, yontulmuş kol kasları ve tırnaklarımın bıraktığı izleri ve yarım ay şeklindeki sıyrıklarla bezenmiş kaslı sırtını ortaya çıkmıştı. Kalçalarını da tutmuştum, elimin altında kasılıp gevşeyen hissinden inanılmaz şekilde tahrik olarak olmuştum; uzun, kalın erkekliği içimde gidip gelirken, yorulmadan beni becermişti.

Tekrar ve tekrar…

entwined alıntı copyBacaklarım huzursuzca hareket etti, vücudumda yenilenen bir açlık gezindi. Tüm o cilalı şehir beyefendisi görüntüsünün altında, Gideon kapalı kapılar ardında evcilleştirilememiş bir hayvandı; benimle her seviştiğinde beni ruhuma kadar çırıl çıplak soyan bir sevgili. Bana dokunurken, ona karşı hiçbir savunmam yoktu, böylesine güçlü ve tutkulu bir erkek için bacaklarımı açmanın uyuşturan zevkine karşı koymak noktasında çaresizdim.

Gözleri açıldı, canlı mavi irisleri ile beni büyülüyordu. Kalbimin teklemesine neden olan, tembel baştan çıkarıcı bir şekilde beni baştan aşağı süzdü. “Hmm…Becer beni diyen bir bakışın var,” dedi ağır ağır.

“Ve bu senin fazlasıyla becerebilir olmadan kaynalanıyor,” diye cevap verdim. “Seninle birlikte uyanmak…Noel sabahındaki hediyeler gibi.”

Dudakları kıvrıldı. “Senin rahatlığın için, hediye paketim hali hazırda açılmış. Pilde gerektirmiyor.”

Kalbim, inanılmaz bir özlemle sıkıştı. Onu çok seviyordum. Ona tutanamayacağım diye sürekli endişeleniyordum. Şişedeki bir yıldırımdı, ellerimde tutmaya çalıştığım bir rüya.

Güçsüz bir nefes verdim. “Sen, bir kadın için lezzetli bir savurganlıksın, biliyorsun. Fazla tatlı, ağız sulandıran -”

“Kapa çeneni.” Döndü ve ben daha amacını anlayamadan beni altına çekti. “Aşırı zenginim, ama sen beni sadece vücudum için istiyorsun.”

 

black-divider-no-background-hi

“Kahrolası ne yapmam gerekiyordu, Eva? Senin varlığını bilmiyordum.” Gideon’un sesi derinleşti ve sertleşti. “Eğer senin orada bir yerde olduğunu bilseydim, seni arar bulurdum. Seni bulmak için bir saniye bile beklemezdim. Ama bilmiyordum ve bende daha azına razı oldum. Sen de. Her ikimizde, yanlış insanlar ile kendimizi harcadık.”

(geçmiş ilişkiler hakkında bir konuşmadan) 

crossfire

  • rosen

    sende kendimi buldum’u yeni bitirdim ve seriyi oldukça beğendiğimi vurgulamak isterim 50 shades serisinden daha sağlam karakterlere sahip bir kitap tavsiye ederim :D alıntılar çok iyi geldi teşekkürler :D

Follow

Get every new post delivered to your Inbox

Join other followers:

%d bloggers like this: